ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI
SAYIN TANER YILDIZ’IN
BAKANLIĞIN 2010 YILI BÜTÇESİNİ
TBMM PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNA
SUNUŞ KONUŞMASI ’ndan
16 KASIM 2009
… Türkiye’nin Genel Enerji Durumu ve Enerji Politika ve Stratejileri
Sayın Başkan,
Değerli Milletvekilleri,
Konuşmamın bu bölümünde bakış açımızı dünyadaki genel görünümden ülkemize çevireceğim ve enerji sektöründe politika ve stratejilerin hayata geçirilmesine ilişkin çalışma ve uygulamalarımız hakkında bilgi vereceğim. Politikalarımız ve stratejilerimiz, ülke gerçeklerimiz dikkate alınarak; küresel ölçekli dinamikler analiz edilerek ve özellikle AB müktesebatı ve içinde bulunduğumuz jeopolitik perspektiften bakılarak oluşturulmuştur. Temel politikalarımız;
Dışa bağımlılığın en alt düzeye indirilmesi,
Kaynak çeşitliliğine ve yerli, yeni ve yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi,
Çevre üzerindeki etkilerin en aza indirilmesi,
Enerjinin verimli üretilmesi ve kullanılması,
Kamu yararının ve tüketici haklarının gözetilmesi
Serbest piyasa uygulamaları içinde kamu ve özel kesim imkanlarının harekete geçirilmesi,
Ülke enerji ihtiyaçlarını güvenli, sürekli ve en düşük maliyetler ve en az çevresel etkilerle karşılayacak tedbirleri alan politikaların hayata geçirilmesi şeklinde özetlenebilir.
Yaşanan yüksek ekonomik gelişme ve artan refah seviyesinin sonucu olarak Türkiye’nin enerji sektörünün her alanında hızlı bir talep artışı olduğu gözlemlenmektedir. 1990 - 2008 döneminde ülkemizde birincil enerji talebi artış hızı aynı dönemde dünya ortalamasının 3 katı olarak yüzde 4,3 düzeyinde gerçekleşmiştir. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde geçtiğimiz 10 yıllık dönemde enerji talep artışının en hızlı gerçekleştiği ülke durumundadır. Aynı şekilde ülkemiz, dünyada 2000 yılından bu yana elektrik ve doğal gazda Çin’den sonra en fazla talep artışına sahip ikinci büyük ekonomi konumunda olmuştur.
Bakanlığımızca yapılan projeksiyonlar bu eğilimin orta vadede de devam edeceğini göstermektedir. 2008 yılı sonu itibariyle, 108 milyon tep değerine ulaşan birincil enerji tüketimimizin, referans senaryo olarak adlandırabileceğimiz kabuller çerçevesinde, 2020 yılına kadar olan dönemde de yıllık ortalama yüzde 4 oranında artması beklenmektedir. Net ithalat bağımlılığı yüzde 74 mertebesindeki ülkemizde petrol ve doğal gazın neredeyse tümü, kömürün ise beşte biri ithal edilmektedir. Bu bağlamda, enerji arzında kaynak, teknoloji ve altyapı bazında çeşitlendirmenin artırılmasına büyük önem veriyoruz. Ülkemizde son yıllarda petrol ve doğal gaz yurt içi ve yurt dışı arama faaliyetleri de bu çerçevede yoğunluk kazanmıştır. Dünyada gittikçe artan petrol fiyatlarına paralel olarak ülkemizin de yıllık yaklaşık 34 milyar doları bulan petrol doğal gaz ithalat faturasını düşürmek amacıyla yoğun olarak çalışmaktayız.
“Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payını arttırmak”
Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji arzı içindeki payının artırılmasına yönelik olarak hem yasal altyapı hem de sektörü harekete geçirecek kapsamlı çalışmaları hayata geçirmekteyiz. 2005 yılında yürürlüğe giren Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanılmasına İlişkin Kanun ile özel sektör marifetiyle yenilenebilir kaynaklarından elektrik üretilmesi imkanı sağlanmıştır.
Yenilenebilir enerji ile ilgili Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra 2.887 MW kurulu gücünde 80 adet yeni rüzgar projesine lisans verilmiştir. Bu projelerden toplam 1.000 MW kurulu güce ulaşacak olan santralların yapımı devam etmektedir. 2002 yılında neredeyse yok sayılacak düzeyde olan rüzgar enerjisi kurulu gücü bugün 738 MW’a ulaşmıştır. Rüzgar enerjisi kurulu gücümüzün 2 yıl sonunda 2.200 MW’a ulaşacağı tahmin edilmektedir.
2009 yılı içinde işletmeye alınan santrallerin; (11 Kasım 2009 itibariyle)
375 MW’ı rüzgâr,
564 MW’ı hidroelektrik,
47,4 MW’ı jeotermal,
21 MW’ı ise çöp gazı ve biyogaz kaynaklı elektrik üretim santrallarıdır.
“Yerli kaynaklara öncelik verilmek sureti ile kaynak çeşitliliğini sağlamak”
Yerli Kaynaklarımız
Yapılan arz planlamalarında Cumhuriyetimizin 100. yılına kadar yerli linyit, taşkömürü ve hidrolik potansiyelimizin tamamının kullanılması hedeflenmiştir. Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) ve Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) Genel Müdürlükleri uhdesinde bulunan kömür sahalarının santral yapma koşuluyla özel sektöre devredilmesi ve ekonomiye kazandırılmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır.
Elektrik üretiminde kullanılan yerli kaynaklarımızdan, linyitten elde edilebilecek elektrik enerjisi üretim potansiyeli toplam 120 milyar kWh/yıl civarında olup halen bunun yüzde 44’lük kısmı değerlendirilmiştir. 11 milyar kWh/yıl potansiyele sahip olan taşkömürünün ise yüzde 32’lik kısmı değerlendirilmiş durumdadır. Bu potansiyelin değerlendirilmesinde, yerli linyitlerimizin kalitesine uygun teknolojilerin yaygınlaştırılmasına, yeni kurulacak termik santrallarda yüksek verim ve birim enerji başına düşük emisyon elde edecek çevrim teknolojilerinin kullanılmasına, Bakanlığım tarafından ayrı bir önem verilmektedir. Ülkemizde kömür aramaları uzun bir süredir ihmal edilmiştir. Bu nedenle, mevcut verilerin ülkemizin kömür potansiyelini tam olarak yansıttığını iddia etmek mümkün değildir.
Dolayısıyla, ülkemizin kömür potansiyelini daha doğru bir şekilde belirleyebilmek için, 2005 yılından itibaren başta Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğü ve TKİ Genel Müdürlüğü olmak üzere, ilgili kuruluşlarımızın imkanları seferber edilerek bir kömür arama hamlesi başlatılmıştır. Kömür aramalarına yönelik olarak yapılan projelerin uygulaması sonucunda şu ana kadar 500.000 m sondajlı arama yapılarak 4,2 milyar ton linyit rezervi tespit edilmiştir. Aynı şekilde ekonomik kategoride olduğu belirlenen 140 milyar kWh/yıllık Türkiye hidrolik enerji potansiyelinin yüzde 37’lik kısmı işletmede, yüzde 15’lik kısmı (özel teşebbüs tarafından yapımı sürdürülen projeler dahil) kısmı ise inşa halindedir. Ülkemizin teknik ve ekonomik hidroelektrik potansiyelinin yeniden belirlenmesine yönelik çalışmalara başlanmıştır. Küçük HES teknolojisinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla yıllardır imalatı yapılamayan mikro ve küçük güçlü HES proje ve imalat çalışmaları TEMSAN tarafından yürütülmektedir.
“Enerji verimliliğini arttırmak”
Enerji verimliliği, enerji kaynak çeşitliliğinde diğer kaynaklara destek olarak görülebileceği gibi, verimlilikten elde edilecek kazanımlar ile aynı zamanda tek başına bir kaynak olarak da değerlendirilebilecek konumdadır. Türkiye için, bu konuda ciddi bir potansiyel bulunmaktadır. 2007 yılı içerisinde TBMM tarafından Enerji Verimliliği Kanunu çıkarılmıştır. Enerji Verimliliği Kanunu ile enerjinin verimli kullanımını teşvik eden düzenlemeler getirilmiş ve bu alandaki önemli potansiyelin kullanılması hedeflenmiştir. Kamu sektöründe enerjinin verimli kullanımına yönelik 2008/2 ve 2008/19 sayılı iki Başbakanlık Genelgesi yayımlanmıştır. Söz konusu genelgeler kapsamında kamunun ve özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile “Ulusal Enerji Verimliliği Hareketi” başlatılmış ve 2008 yılı "Enerji Verimliliği Yılı" olarak ilan edilmiştir.
Enerji verimliliğinin süratle ve etkili bir şekilde arttırılabileceği tedbirler arasında, aydınlatma amacıyla kullanılmakta olan akkor flamanlı lambaların yaklaşık 5 kat daha verimli olan kompakt floresan lambalarla değiştirilmesi hususuna öncelik verilmektedir. Bu konudaki çalışmalara kamu kurum ve kuruluşlarının öncülük etmesi amacıyla hazırlanan “Kamuda Akkor Lambaların Değiştirilmesine İlişkin Başbakanlık Genelgesi” kapsamda yürütülen çalışmalar neticesinde 1.800.000’in üzerinde lamba değiştirilmiştir. Söz konusu çalışma neticesinde kamu kuruluşlarında yüzde 23 daha iyi aydınlatma sağlanmış, elektrik tüketim kapasitesi 102 MW azaltılmış ve bütçeye yıllık 41 milyon lira kazandırılmıştır.
Ayrıca, Enerji Verimliliği Yılında bilinçlendirme çalışmaları kapsamında Aralık 2008 ve Nisan 2009 tarihleri arasında toplam 4 milyon 800 bin enerji verimli lamba, eskileri toplanmak suretiyle kayıp-kaçak oranlarının yüksek olduğu illerde ilköğretim öğrencilerine dağıtılmıştır. Sanayi sektörü için, verimlilik artırma projelerinin ve gönüllü anlaşmaların desteklenmesine devam edilmektedir.
“Enerji ve tabii kaynaklar alanındaki faaliyetlerin çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirmek”
Ülkemiz, 2004 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne (UNFCCC) taraf olmuştur. Kyoto Protokolü 5 Şubat 2009 tarihinde TBMM tarafından onaylanmış olup Türkiye Cumhuriyeti Ağustos 2009’da Kyoto Protokolü’ne resmen taraf olmuştur. Ülkemizin 2012 yılına kadar olan dönemde Kyoto Protokolü çerçevesinde emisyon azaltma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Ancak, 2012 sonrası döneme ilişkin olarak ülkelerden emisyonları azaltma yönünde beklentiler artmıştır. Bu bağlamda, enerji sektöründe enerji verimliliğinin geliştirilmesi, yenilenebilir kaynakların daha fazla kullanımı, temiz kömür teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve nükleer enerjinin kullanılması enerji ve çevre bağlantısı içinde sorunları ele almada başlıca politikalar arasında olacaktır …
-.-
TANER YILDIZ
Türkiye Büyük Millet Meclisi 23. Dönem Milletvekili
KAYSERİ
Taner Yıldız, 3 Nisan 1962de Yozgat Devecipınarda doğdu. Babasının adı Eşref, annesinin adı Eminedir. Elektrik Mühendisi; İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Elektrik Mühendisliği Bölümünü bitirdi. Kayseri Elektrik Üretim Şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi, Kayseri ve Civarı Elektrik TAŞnin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü olarak görev yaptı. 22. Dönem Kayseri Milletvekili. 60. Hükümette Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevine atandı. İyi düzeyde İngilizce bilen Yıldız, evli ve 4 çocuk babasıdır.
www.tbmm.gov.tr / Kasım 2009